
Der Ostblock verliert an Macht. Glauben Sie, dass Türkiye näher an der Achse China-Russland, den USA oder der EU bleiben sollte, die seit zwei Jahren versucht, unabhängiger zu agieren? Oder sollte es eine Politik völliger Ausgewogenheit und Unparteilichkeit verfolgen?
https://i.redd.it/6dkmsydj06bg1.png
Von VixenPaw
38 Kommentare
Türkiye amerikanin köpeği sence
İran’da sıkıntılı bu arada. Normalde her sene „rejim düşüyor“ haberlerine gülüyordum fakat son 1 senede 2 ülkede 1 gecede rejim düştü (Suriye ve Venezuela)
Artık şakası yok bu işin. İran’da tehlikede
Hızlıca tekrar batı eksenine kaydigimizi goreceksiniz, buna korkusu deniyor
Türkiye kurulduğundan beri batı bloğunda bir ülkedir her ne kadar Tayyip gibi tipler bunu değiştirmeye çalışsa da Türkiye her zaman batı bloğunda kalmaya devam edecektir önemli olan ab mi yoksa ABD tarafında mı olacağımız yoksa Rusya İran gibi ülkelerin kendine hayrı yok bir tek Çin ciddi bir tehdit gerisi fasa fiso.
erdoğan varken türkiyenin amerikan mandası olmaktan başka seçeneği yok. denge politikasını falan unut.
Düşen isimler de öyle isimler ki sevinsem mi üzülsem mi bilemedim amına koyım
Türkiye, yurtta sulh, cihanda sulh ilkesinden ayrılmadan tarafsız kalmalı. bu coğrafyada en doğru karar bu
Olum bu adamlar pokemon mu?
Türkiye kendi ekseninde iki tarafada yanlamaya devam etmeli. Şu anda batı bloğu yoğunluklu olsa daha iyi olur ama. Özellikle Trump’ın huyuna gidildimi bir sıkıntı olacağını sanmıyorum
yarrağı yedirtmeyen politika izlemeli ama akpyi tanıdığım için en sert yiyeceğimiz politikayı izleriz
Bu nasıl doğu bloğu mantığı, soğuk savaşta değiliz. Arada brezilya hindistan ve birsürü ülke var. Abd ne kadar rejim düşürmek için agresif davranırsa. Nötr ülkeleri o kadar çin ve rusya uydusuna itiyor zaten.
Türkiye zaten sömürge ne salak salak sorular amk
İçerde meziyet ve liyakat sahibi, diplomasiden uluslararası ilişkilerden iktisattan sanayiden teknolojiden savunmadan anlayan, eğitimi görgüsü ahlakı yüksek bir hükümet ve devlet kadroları olsun da önce, hangi blok bizim için daha hayırlı olur onu sonra konuşuruz. Daha emeklilik konusunu bile doğru düzgün yönetemeyen bir hükümet dış siyasette doğru kararı nasıl versin?
İki blok var: zenginler ve fakirler bloğu.
olması gereken mümkün olduğunca tarafsız bir şekilde ab tarafıyla yakın olmakken gel gelelim sayın jumhurbaskanumuz yapılabilecek en kötü yol ile abd mandası olmayı sürdürecek
dünya beşten büyük 😀
çin—rusya ekseni diye bir şey kalmadı. abd—rusya ekseni desek daha doğru.
trump avrupa’yı çoktan sattı!
ABD’deki tekno milyarderler ile Rus oligarklar birbirinden farklı mı sanıyorsunuz? ikisi de aynı sistemi destekliyor ve bu „batı demokrasisi“ değil artık. trump Batı’nın sözde değerlerini savunan bir lider değil. ki o değerlerin kendileri de iki yüzlü ve tartışmalı bir hale geldiği için Trump başa geldi.
Rusya iki günlük planlar ile yönetilen bir devlet değil. yarın çin ile baş başa kalmak istemez.
bunun başlangıcı Afganistan’da ve suriye’de verilmişti. Avrupa’nın Afrika’daki güç kaybı da bunların sonucuydu.
dünya artık kimin gücü kime yeterse dönemine geri dönüyor, bu da büyük savaşlar ve topyekûn son yakındır demek.
Avrasya ve Atlantik bloğu falan kalmadı. Avrupa ve Çin daha yakın hareket ederken Rusya ve ABD yakınlaşıyor. Ama genel olarak herkes bireysel takılıyor.
Türkiye her türlü emperyalizmin karşısında, demokratik, tam bağımsız, kendine egemen bir çizgide durmalı.
Otursun otuedugu yerde. Ne siyasi derinlikleri var. Ne ordu da dogru duzgun asker biraktilar.
Aralarındaki tek akıllı Xi Jinping. Diğerlerinin koltukları o kadar sağlam değil
Su sifatlara bak amk
Bugün Doğu Bloğu diye adlandırılabilecek ideolojik bir yapı yok. Soğuk Savaş dönemindeki Doğu Bloğu’nun aksine, günümüzde bu ülkeleri bir arada tutan ortak bir dünya görüşü, evrensel bir hedef ya da toplumu dönüştürme iddiası bulunmuyor. O dönemde Marksizm ve komünizm gibi açık bir ideolojik çerçeve vardı, bugün ise böyle bir çerçeveden söz edilemez.
Bu ülkeler genellikle Batı karşıtlığı üzerinden tanımlanıyor. Ancak bu karşıtlık, yeni bir düzen önerisi sunan pozitif bir ideoloji değil, daha çok tepkisel bir duruş. Gelenek, medeniyet, din gibi kavramlar çoğu zaman toplumsal bir dünya görüşünden çok, rejimlerin kendi meşruiyetini güçlendirmek için kullandığı araçlar haline geliyor.
Dolayısıyla burada kültürel bir sistemden söz edilecekse, bu kültür tabandan gelen organik bir yapı değil, siyasal iktidar tarafından seçilen ve yönlendirilen bir çerçevedir. Politik düzlemde ise ortak payda, halk egemenliği ya da özgürlük değil, devlet egemenliği ve rejim güvenliğidir.
Doğu emperyalizme direniyor söylemi de bu yüzden sorunludur. Batı’nın emperyalist geçmişini eleştirmek haklı olabilir, ancak bu ülkelerin izlediği politikalar da emperyalist pratiklerden bağımsız değil.
Sonuç olarak, ortada ideolojik bir Doğu Bloğu değil, otoriter, çıkar odaklı ve gevşek biçimde yan yana duran rejimler vardır. Batı’ya karşı olmak, tek başına bir alternatif ya da ahlaki üstünlük üretmiyor.
Öncelikle: „Yurtta Sulh Cihanda Sulh“
Ama politik olarak AB, siyasi olarak NATO’ya yakın durmalı. „Avrupa ordusu“ kurma planları da dikkatle izlenilmeli. Özellikle Trump döneminde ABD’ye daha uzak durulmalı.
Hocam o çarpılı yüzlere ecevit’i eklemeliydin. kıbrıs meselesinden beri uyuzlardı adamcağıza. biz amerikadan bağımsız politika üretmeyi nasıl başarabiliriz onu düşünmek lazım.
Hedef her zaman bellidir. Gazinin dediği gibi muhassır medeniyetler seviyesine ulaşmak gerekir. Onun dışında her zaman tam bağımsız bir Türkiye hayalimiz olmalı.
Avrupa Birliği ile ticari ortaklık; osmanlıyı istiyoruz diyen abd mandası olmaktan iyidir
Atatürkve silah arkadaşlarının büyük hayallerle kurmuş olduğu Cumhuriyet,kuruluşundan sonraki 25 30 yıl içerisinden çökmüştür.Yaklaşık 1945lerden beri sömürgedir(ABD)
Türkiye, Recep nasıl mutlu olacaksa o yönde hareket etmeli. 80 milyon insan onu mutlu etmeye çalışıyoruz çünkü
„Doğu bloğu“ diye adlandırdığınız ülkeler güç kaybetmiyor. Venezuela veya Suriye çekirdek grubun içinde değil. Müttefikler. Çin’in büyüme seviyesi, HDI’daki artışı, geliştirdiği teknolojilere bakarsanız baş etmesi çok zor bir güce dönüştüğünü görürsünüz. Eskiden Avrupalı, Amerikalı teknolojiyi geliştirirdi Çinliye veya başkasına ürettirirdi. Çinli kendisi bir şey geliştiremezdi. Bu tümüyle kırıldı.
Rusya AB’yi köşeye sıkıştırdı. Batıda ABD’de Trump’ın Avrupa karşıtı tutumu, doğuda bütün kuvvetiyle Ukrayna’yı desteklemesine rağmen Rusya’nın ilerlemesini durduramayan Avrupa, sıranın kimde olduğunu bilmiyor. Sıra birine geldiğinde ne yapacağını da bilmiyor. Ukrayna’nın denizle bağlantısı kesilebilir ve AB’nin artık yapabileceği hiçbir şey yok. Maddi yardım yaptılar, silah gönderdiler, uçak gönderdiler… Hiçbiri kar etmedi. Bu savaşın çıkmasını sonuna kadar önlemeleri gerekiyordu. Savaş çıktıktan sonra yapabilecekleri bir şey yoktu zaten. Rusya Gürcistan’da istediğini aldı. Sırada Moldova olabilir (Transdinyester). AB en son Ruslara ait dondurulan malvarlıklarını Ukrayna’ya aktarmak gibi salakça şeyler konuşuyordu. AB artık teknoloji üretemiyor. O iş ABD ve Çin-Japonya’da. Birçok AB üyesi ülkede sağ partiler yükseliyor. Artık „medeniyeti temsil ediyoruz“ iddiası da boş. Zaten her zaman boştu da neyse. Elinde bir tek eğitim ve finans kalıyor. QS Rankings’i açıp bakın Avrupa üniversiteleri eskisi kadar üst sıralarda değil. Singapur’dan bir üniversite gelip TU Delft’i geçebiliyor artık. O duvar yıkıldı. Eğer Rusların dondurulan malvarlıklarını Ukrayna’ya aktarmak gibi bir dangalaklık yaparlarsa ellerindeki son kaleyi de kaybederler.
Ayrıca Avrupa, Türkiye’yi asla içeri almaz. Ancak bekçi gibi kapıda tutarlar. Ki bizim yönetimimiz de girmek istemez. Onun yerine „bize şu kadar para verin biz hallederiz“ derler. Bugüne kadar AB ile ilişkileri hep böyle oldu. Para verin mültecileri tutalım. Para verin ne isterseniz yapalım. AB, Türkiye’nin HİÇBİR ZAMAN müttefiki olmadı. Türkiye düşmanlarından kurulu bir lig AB. Özellikle 1974’ten sonra açıktan Türkiye düşmanlığı yapıyorlar. Hiç gizli saklı da değil, apaçık TR düşmanılar. AB’nin bu konudaki düşüncesi „Bunlara biraz yüz verirsek iki gün sonra kendimizi yine Viyana’yı savunurken buluruz“ şeklinde. Türkiye’de işler yoluna girebilecekken Avrupa PKK’yı besliyordu. ASALA’ya hamilik ediyordu.
Çin’e gelince. Çin bugün yanındaysa yarın karşında olabilir. Çok politik davranıyorlar. Tavizleri baştan alıyorlar zaten. Güvenilecek bir stratejik ortak değil. Ayrıca bizimkiler her zaman diplomasi masasından en çok zararla kalkmayı başarıyor. Çin’in diplomatlarıyla baş edemezler.
Türkiye birine dahil olmak zorunda değil. ABD-Venezuela çatışmasında taraf olmak zorunda değil. Aramızda 10 bin km var. Birbirlerini yesinler. Ama aramızda çok az mesafe olan bir tehlike var: İsrail. TR’nin bütün dış politikasını belirleyen şey bu olmalı.
Bir sonraki adım İran
Dış politikamız güçlü olsa hepsini birbirine yedirtirdikte daha haması savunuyor bizimkiler.
Abdye kaysak iyi de abd bizi istemez veya bizi kukla gibi yonetir ki abd icin ele gecirmelik en iyi ulke Turkiye. konumundan ve insanindan, kaynagindan oturu turkiye. avrupayla bile birlikte gitmiyor anca ingiltre oda just çıkar ilişkisi
Rusyaya da cicim cicim yani cikip eyy rusya sen kimsin olmamali çok Rusyaci olmakta iyi degil Rusya güçlü de değil su an intihar bombacisi gibi ustumuze gelirseniz nukleer gonderir hepimizi birlikte yakarim kafasinda cikip turkiyeyle proje yapalim geliştirelim felan olmaz
Çinin siknde olmayiz zaten neyin pesindeler bilmiuorum abd nin daha minnos hali gibi silah yapip satiyor arada bir japonyayla dalasiyorlar
Ab bize her anlamda uzak en dusman oldugumuz ulkeler Ab de hepsi nefretlik ama en muhtemel bu gibi en azindan çıkar iliskisi yuruturz zaten guc kaybediyorlar
Yaniii AB
Türkiye 18 Şubat 1952’de NATO’ya girerek tarafını belli etmiş bir ülke zaten. Bizim siyasal islamcıların batıya parmak sallayıp batının istedikerini yerine getirmesini ciddiye almayın. Türkiye Libya,Irak,Afganistan müdahalelerinde Nato’nun safında yer almıştır.
Batı Doğu bloğu bitti artık kalmadı. Yeni dünya düzeni herkese hayırlı uğurlu olsun. Artık ya ezen olucaksın ya da ezilen. Türkiye tarafsız kalarak acil bir şekilde askeri olarak da tam bağımsızlığını kazanması gerek.
Türkiye uzun vadede bağımsız ve güçlü bir aktör olmak istiyorsa dış politikasını tek bir eksene bağlamamalı. Öncelikli hedef ekonomik ve teknolojik güçlenme olmalı; bu yüzden AB ile hukukun üstünlüğünü sağlayarak güvenilir bir yatırım ortamı oluşturmalı ve AB firmalarının(Fiat, Renault, Volkswagen, Skoda) üretimlerini Türkiye’de kademeli olarak kurmasını teşvik ederek sanayi ve teknoloji kapasitesini artırmalıdır. Bu sırada yerli üretim yapabilecek yetişmiş ve uzman mühendis-teknisyen altyapısını yetiştirip, sanayi altyapısını kurmalı, ardından da üretim ürünleri ve savunma sanayisi alanlarında güçlü bir sanayiye sahip olmalıdır. Çin, Rusya ve ABD ile dengeli ilişkiler sürdürülmeli; kritik alanlarda işbirlikleri korunurken ekonomik bağımsızlık ön planda tutulmalı. Böylece Türkiye, kısa vadeli ittifaklara bağımlı olmadan, uzun vadede stratejik ve ekonomik güç kazanabilir.
Sayın gürcü fakir dostu ampül beyin abd köpüşü olduğuna göre herkese sakso çekmekle beraber asıl olarak abd fahişesğ olcağız gibi
Daha türkçü bir çizgiye geçmeliyiz, bence AB’nin yanında durmalıyız durmasak bile bunu avatajımıza kullanıp balkanlarda türklerin çoğunlukta olduğu yerleri geri almalıyız
https://preview.redd.it/tb35ziudb6bg1.jpeg?width=680&format=pjpg&auto=webp&s=633c4ef691b3989a2380d218e50f9f76a0edcd57
Doğu Bloğu diye bir şey yok Rusya ve İran Çin’in umrunda değil