
Textquelle:
https://fatihaltayli.com.tr/yazarlar/fatih-altayli/2026-04-06/gazeteci-ile-kavga-edilir-mi
Fotoquelle:
https://www.youtube.com/live/eRdOQlGTnIk?si=DYVDfjn\_-YGznJvc
Relevanter Teil des Volltextes:
Da ich diese Dinge den CHP-Abgeordneten und -Verwaltern, die ich am Wochenende getroffen habe, erzählt habe, sehe ich keinen Schaden darin, sie aufzuschreiben.
Die Regierung der Republikanischen Volkspartei erlebt Spannungen mit Sözcü TV, das seit einiger Zeit als oppositionell angesehen wird.
Er macht harte Aussagen über das Fernsehmanagement.
Tatsächlich ist die Debatte nicht neu.
CHP hatte seit dem letzten Führungswechsel begonnen, Sözcü TV mit „Argwohn“ zu sehen.
Die Gerüchte begannen im November.
Ab Dezember 2025 begannen Veränderungen bei Sözcü TV.
In der ersten Phase trennten sich 15 Journalisten, teils vor und teils hinter der Leinwand, vom Sender.
Unter denen, die den Sender verließen, war auch der Chefredakteur des Senders, Özgür Çakmakçı.
Die Vorwürfe lauteten, dass der Sender und sogar die Sözcü-Gruppe nun unter der Kontrolle des Journalisten Yılmaz Özdil stünden und dass Özdil als Chef der namentlich nicht genannten Mediengruppe mit voller Autorität agieren würde.
Die Entwicklung verlief jedoch nicht so.
Während die Zeitung ihren eigenen Weg ging, begannen sich der Sendestil und die Bildschirmgesichter im Fernsehen zu ändern.
Özdil, der begann, Sendungen mit den Gesichtern des Senders und İpek Özbey auf dem Bildschirm zu machen, erklärte oft, dass Sözcü TV einer unabhängigen Linie folgen würde und nicht wie die Sender sein würde, die Ressourcen von der CHP erhalten.
Sie übertrugen jedoch weiterhin die Kundgebungen von Özgür Özel und blieben in einem oppositionellen Ton.
In der Zwischenzeit begann Ertuğrul Özkök mit der Produktion von Sendungen auf dem Sender, doch diese Sendung wurde nach kurzer Zeit aus der Luft genommen.
Einige andere Programme, die in der neuen Periode begannen, hielten nicht sehr lange.
Yılmaz Özdil hingegen begann, die CHP-Regierung und das Oppositionsverständnis der CHP in seinem eigenen Programm häufig und in immer härterem Ton zu kritisieren.
Diese Haltung von Özdil, der in den vergangenen Jahren die CHP und ihren Führer kritisiert hatte, war nicht überraschend.
Das war sein Stil.
Es kam jedoch zu immer harscheren Reaktionen gegenüber Sözcü TV seitens des Publikums und dann seitens der CHP-Geschäftsführung.
Yılmaz Özdil geriet ins Visier.
Ich verstehe und respektiere die Reaktion des Lesers oder Zuschauers.
Wir können kein Wort zu dem Leser oder Zuschauer sagen, dessen intellektuelle Erwartungen nicht erfüllt wurden und der sich vom Autor oder Programmierer getrennt hat, weil er denkt, dass sich die Einstellung des Autors geändert hat. In gewisser Weise „Der Kunde hat immer Recht“. Wir können einen Kunden, dem das angebotene Produkt nicht gefällt, nicht fragen, warum es ihm nicht gefällt. Wer sein Produkt erneuert, hofft, dass das neue Produkt einen neuen Kundenstamm anzieht; wenn nicht, wird er sowieso bankrott gehen.
Allerdings ist die Haltung von CHP nicht nachvollziehbar.
In Türkiye ist alles gelöst, aber ist Sözcü TV das Problem?
Auf dem Weg zur Macht ist alles in Ordnung, aber versperrt Sözcü TV den Weg?
Wenn sich ein Fernsehsender oder ein Journalist als Oppositioneller positioniert, muss er dann alles gutheißen, was die Opposition sagt und tut?
Oder sollte es unbedingt auf der Hauptoppositionslinie liegen, nur weil es in der Opposition ist?
Kann die İYİ-Partei nicht in der Ideologie der Siegespartei sein?
Selbst wenn CHP weiterhin auf Kurs bleibt, kann es dann nicht kritisieren?
Begeht die CHP, die sich zu Recht über die Presse-, Gedanken- und Meinungsfreiheit der AK-Partei beschwert, nicht den gleichen Fehler wie die Regierung, indem sie einen Oppositionssender kritisiert, dessen Sendelinie ihr nicht gefällt?
Will die Opposition eine freie Presse oder will sie ihre eigenen Ahmets, ihre eigenen Abdülkadirs, wie Abdülkadir Selvi und Ahmet Hakan Coşkun, die „das Notwendige tun, ohne dass es ihnen gesagt wird“?
Sie sehen es wahrscheinlich als „knackendes Geräusch“.
Es könnte sein, es könnte sein, es sollte sogar sein.
Gibt es im mächtigen und intoleranten herrschenden Block nicht sogar ein paar lautstarke Stimmen?
Kritisiert Abdurrahman Dilipak nicht auch die Regierung, in der er lebt?
Oder hat Ali Rıza Demircan, eine der wichtigen Persönlichkeiten dieser Nachbarschaft, Erdoğan nicht erst gestern mit einem harten Artikel an Muaviye erinnert?
Ich denke, dass die CHP-Administration nicht das Richtige tut, wenn sie den Anschein erweckt, sie streite sich mit einem Journalisten.
Lass das Wasser seinen Weg finden. Versuchen Sie nicht, Ihre eigenen Medien wie die AK-Partei zu formen.
Vergessen Sie nicht, dass die Person, die Sie gezwungen haben, diese Zeilen zu schreiben, der Mann ist, der jahrelang mit Yılmaz Özdil am heftigsten gestritten hat.
https://i.redd.it/qjplyfvkqttg1.jpeg
Von 4lfa01
11 Kommentare
Tam Metnin İlgili Kısmı:
Bu yazacaklarımı, hafta sonunda karşılaştığım CHP’li milletvekili ve yöneticilere de söylediğim için, yazmakta bir beis görmüyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi, bir süreden beri muhalif bir çizgide olduğu düşünülen Sözcü TV ile gerilim yaşıyor.
Televizyon yönetimi hakkında sert açıklamalar yapıyor.
Aslına bakarsanız tartışma yeni değil.
CHP, Sözcü TV’ye son yönetim değişikliğinden bu yana “şüphe” ile bakmaya başlamıştı.
Dedikodular Kasım ayında başlamıştı.
Aralık 2025 ile birlikte Sözcü TV’de değişimler başladı.
İlk etapta bazıları ekran önünde, bazıları ekran arkasında olan 15 gazetecinin kanal ile yolları ayrıldı.
Ayrılanlar arasında kanalın yayın yönetmeni Özgür Çakmakçı da vardı.
İddialar kanalın, hatta Sözcü grubunun artık gazeteci Yılmaz Özdil’in kontrolünde olacağı ve Özdil’in adı konmamış medya grup başkanı olarak tam yetki ile hareket edeceği yolundaydı.
Ancak gelişmeler pek öyle göstermedi.
Gazete kendi yolunda ilerlerken, televizyonda yayın tarzı, ekran yüzleri değişmeye başladı.
Kanalın ekran yüzleri ve İpek Özbey ile program yapmaya başlayan Özdil, Sözcü TV’nin bağımsız bir çizgide yürüyeceğini, CHP’den kaynak alan kanallar gibi olmayacağını anlattılar sık sık.
Ancak yine de Özgür Özel’in mitinglerini yayınlamaya, muhalif tonda kalmaya devam ettiler.
Bu arada Ertuğrul Özkök kanalda program yapmaya başladı ama kısa süre sonra bu program yayından kalktı.
Yeni dönemde başlayan bazı başka programlar da pek uzun ömürlü olmadılar.
Yılmaz Özdil ise kendi programında CHP yönetimini, CHP’nin muhalefet anlayışını sıklıkla ve giderek sertleşen tonda eleştirmeye başladı.
Geçmiş yıllarda da CHP’yi ve liderini eleştiren Özdil’in bu tavrında şaşılacak bir şey yoktu.
Onun tarzı buydu.
Fakat önce izleyicilerden, sonra da CHP yönetiminden Sözcü TV’ye yönelik giderek sertleşen tepkiler gelmeye başladı.
Yılmaz Özdil hedefe konuldu.
Okur ya da izleyici tepkisini anlarım ve saygı duyarım.
Fikri beklentisi karşılanmayan, yazarın tavrında değişiklik olduğunu düşünerek yazarla ya da programcıyla yollarını ayıran okur ve izleyiciye tek kelime edemeyiz. Bir anlamda “Müşteri daima haklıdır”. Sunulan ürünü beğenmeyen müşteriye niye beğenmiyorsun diyemeyiz. Ürününü yenileyen, yeni ürünün yeni bir müşteri kitlesini çekeceğini umar, çekemezse zaten batar.
Ancak CHP’nin tavrını anlamak çok da mümkün değil.
Türkiye’de her şey halloldu da sorun Sözcü TV mi!
İktidara giden yolda her şey tamam da, Sözcü TV mi yolu kesiyor!
Bir televizyon kanalı ya da bir gazeteci kendini muhalif olarak konumluyorsa ille de muhalefetin her dediğini, her yaptığını onaylamak zorunda mı!
Ya da muhalefette diye ille ana muhalefet çizgisinde mi olmalı!
İYİ Parti, Zafer Partisi ideolojisinde olamaz mı!
CHP çizgisinde kalmaya devam etse bile eleştiremez mi!
Basın özgürlüğü, fikir özgürlüğü, ifade özgürlüğü konusunda AK Parti’den haklı olarak şikayet eden CHP, yayın çizgisini beğenmediği bir muhalif kanalı bu şekilde eleştirerek iktidarın düştüğü hataya düşmüyor mu!
Muhalefet özgür bir basın mı istiyor, yoksa Abdülkadir Selvi gibi, Ahmet Hakan Coşkun gibi “söylenmeden gereğini yapacak” kendi Ahmetlerini, kendi Abdülkadirlerini mi istiyor.
“Çatlak ses” olarak görüyorsunuz muhtemelen.
Olabilir, olsun, hatta olmalı.
Güçlü ve tahammülsüz iktidar bloğunda bile az da olsa çatlak sesler yok mu!
Abdurrahman Dilipak da içinde yaşadığı iktidarı eleştirmiyor mu!
Ya da daha dün o mahallenin önemli isimlerinden Ali Rıza Demircan Erdoğan’a sert bir yazı ile Muaviye hatırlatması yapmıyor mu!
Bence CHP yönetimi bir gazeteci ile kavga ediyor görüntüsü vererek doğru bir şey yapmıyor.
Bırakın su yolunu bulur. Siz de AK Parti gibi kendi medyanızı şekillendirmeye çalışmayın.
Bu satırları yazmak zorunda bıraktığınız kişinin de yıllardır Yılmaz Özdil ile en sert tartışmaları yaşayan adam olduğunu da unutmayın.
Yılmaz Özdil CHP li görünümlü olup CHP ye giydirmekle meşgul. İktidar da bu durumdan çok memnun. Özdil Zafer Partiliyse çıksın söylesin insanlar daha az tepki gösterir. Yoksa yaptığının Yarkadaştan Gürsel Tekinden farkı yok.
kimse yılmaz özdil konuşmasın demiyor ki. gitsin a haberde bağıra çağıra konuşsun. isterse masanın üstüne çıksın tepinsin. ama muhalifmiş gibi yapmasın.
Yılmaz özdil konusunda anlamadığım tek şey özgür özeli ölesiye eleştirirken birebir aynı hamleleri yapan ekrem imamoğlunu övmesi
al birini vur ötekine, fatih de çok farklı değil zaten
Yılmaz Özdil, „normal“ bir gazeteci değil. Özdil, tetikçi bir şahıs.
Öncelikle bu adam, akplileri konsolide edip, ulusalcı gözüküp kutuplaştırma yapan demirbaş operasyon adamıdır. Yaşı yetenler kendisinin nasıl Atatürk’ün ismine ve hatırasına ekmek banarak afiyetle yediğini hatırlayacaktır. Kendisi vatansever gözükür ama akpnin en kullanışlı aparatıdır.
Ayrıca kendisi Sedat Peker ile ilişki içindedir. Çokça kez Peker gibi bir mafyatik kişiyi savunmuş, yönettiği kanala Peker’in avukatını yorumcu yapmıştır. Mhp içerisindeki kavga ile beraber okunursa, o cenahta birşeyler denenerek Pekercilere siyaset yolu açılmaya çalışılmış, şimdilik başarısız olmuşlardır.
Özdilin bugün yaptığı yayını izlerseniz, tarz ve hareket olarak Pekervari hareketleri göze çarpmıştır. Kendisi „siz durun ben size ne yapacağım“ diyerek kendi izlenmesi artsın diye muhalefetin mücadelesini sulandırmaktan başka bişey yapmamaktadır.
Gerçek bir gazeteci olsa dedikodu haberciliği değil, hapisteki gerçek gazeteciler; İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Alican Uludağ gibi belgeli, kanıtlı, kaynaklı konuşur, Onlar tv, Birgün, ve diğer birçok düzgün haberci gibi dosya ve kanıtlar ile konuşurdu.
Mahalle yanarken kendisi birilerinin operasyonunu çekiyor, o sırada herzamanki gibi „ben muhalefeti çok düşünüyorum“ havalarında bedel ödeyen ana muhalefete, gazetecilere, bürokratlara mesafeli insanları dedikodu haberciliği ile tavlamaya çalışıyor.
Özdil gibi adamlar bu ülkenin kanseridir.
Edit: muhalefete muhalefet elbet edilebilir, ben kendim düzen partilerine ve kurumlarına muhalefet eden biriyim. Bunun yolu dedikodu yolu ile saçma sapan taş atmak değildir. Ya müesses nizama topyekün karşı durursun, ya da yapılacak eleştiriyi çözümler ve veriler ile desteklersin. Ayrıca sözcü tv aşırı izlenme oranı kaybetti özdil yüzünden, kanal yönetimi bunu göze alarak bu kararı vermiştir. Özdil hep yaptığı gibi mağduru oynuyor. işten çıkardığı basın emekçilerine söylediği gibi: Ağlayacaksa oynamasın…
Normal de hak veririm de Özdil dedigi kisi Bilal Erdogani yeni Cumhurbaskani olarak öven birisi.
Akin Gürlekin serveti hakkind ne var bunda diyen biri.
Herif bir Aktroll, sen ne anlatiyorsun Altayli.
İki cambaz aynı telde oynuyorlar..
fatih altaylı s*ktirip gidebilir. kendisine dokunulmaya başlanılınca muhalif olan birisidir. birazcık zaman algısı olan bu adamın kansız olduğunu bilir. sırf varlığı var diye burjuvazilerin muhabbetine dahil oluyor diye, onların sohbetini pekiştiriyor diye adam zannetmeyiniz, her zaman olduğu gibi varlığa sahip olan adam akp yalaması olması kaçınılmazdır. ya idealleri vardır muhalif olur ya da gider muhalifmiş gibi davranır.
Adam haksız mı ya? Özdil’in güncel olarak AKP’ye neler neler dediğine açıp bakın. Dinci, hırsız ne varsa demiş, kendisini takip etmem ama anında buluyorsunuz son 1 ay içerisinde dediklerini. KK döneminden beri CHP’ye laf edenleri aktroll ilan etme hastalığının en büyük dışa vurumlarından bir tanesi Özdil olayı. CHP’de kendi çapında bir diktatörlük kurmuş, Özel/CHP yalamayan herkesi aforoz ediyorlar. Kendisini hiç sevmem ama sırf CHP’ye laf etti diye de AKP’li olmaz. Bakın bugün Özel Amedspor’u övdü. Tamamen gereksiz bir hamle ama bunun oy kaybı ne kadar biliyor musunuz? 500.000 belki. Bursaspor inanılmaz fanatik bir kitleye sahip, 3. ligte olmalarına rağmen 45.000 kişi dolduruyorlar her maç stadyumu. Bir 10 katı kadarı da stada girmeyen destekçileri olsa 500.000 oy çöpe attı adam gereksiz olarak. Buna laf edilmez mi şimdi?
Islerin nasil yurudugu, Ozlem Gurses denen turnusolun hala Sozcu’de konusturulmasindan belliydi.
Konuyla paralel olarak, ana akimi bile kontrol etmekte zorlaniyorlar. Sosyal medyadan nefret etmelerinin sebebi bu. Hikayeyi kontrol edemiyorlar artik. Her sey, hemen ortaya dokuluveriyor.
Izlemeyin, izlettirmeyin.