Share.

    16 Kommentare

    1. emirwankenobi on

      en sonki referandum öncesine dönsek şu anlık rahatlarız, tek adam sistemi cidden yorucu

    2. Bence devlette „refah kurumları“ gibi bir sınıf yaratılıp siyasetten uzak durması gereken kurumlar bu sınıfa konulmalı. Örneğin Anayasa Mahkemesi, BTK ya da „Türkiye Bilişim Kurumu“ gibi devletin bilişim hizmetlerini sağlayan bir kurum (şu anki Siber Güvenlik Kurumu olabilir), RTÜK, TÜİK, YÖK, TCMB, NVİ, YSK, BDDK, Yargıtay, Sayıştay, Danıştay, SPK gibi kurumlar bu sınıfa alınabilir. Bu sınıftaki kurumlar meclis tarafından denetlenecek ve başkan ataması 5 yıllıksa;

      – bu 5 yılın son 3 ayından önce meclisin nitelikli çoğunluğuyla, (üçte iki)
      – son üç ayında meclisin salt çoğunluğuyla (yarısı)
      – son üç aydan sonra cumhurbaşkanınca

      atanabilir. Başkanın ölüm vs sebeplerle görevinden ayrılması/koltuğun boşalması durumunda başkan yardımcısı sonraki seçime/atama dönemine kadar vekaleten devam eder. Bu kurumların personeli için özel bir kanun çıkartılabilir, özel sınavlar vs yapılabilir.

      Böylece cb’nın meclisten onay almadan devletle oynamasının önüne geçilir. Meclisin de oynaması için yüksek oranlı çoğunluk gerekir.

    3. PreviousPresence3117 on

      islamdan ve inananlarından nefret eden bir diktatör olmalı. akp ve yandaş tarikatları tarafından komple ele geçirilmiş bu devlet başka türlü temizlenemez.

    4. BbMasterpiece77 on

      Ahmet Necdet Sezer gibi olması yeterli.. Fazlasında gözümüz yok. Eski sisteme de mutlaka dönülmeli. Güç sarhoşluğu yaşanıyor

    5. Mentalupdown on

      Her şeyden önce 2 dönem kuralı esnetilmemeli bu şekilde netleşmeli değiştirilemez şekilde, bence bu olmadıkça istediğin sistemi getir gene diktatör olunur ama uzun sürer ama kısa fark etmez, onun dışında parti tüzüklerindeki milletvekillerini parti başkanı seçme mevzusu da bitmeli ama bunun olma ihtimali yüzde 1 olduğundan ilki kesinlikle olmalı.

    6. ShitassAintOverYet on

      Sembolik olması daha ideal.

      Mesela bu resimde AYM Üyeleri, HSYK üyeleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısında da hükümet ile uzlaşma şartı aranmalı, böylece hükümet ile cumhurbaşkanı aynı partiden olmasa bile katılabilecekler tarafsız ve bağımsız isimler bulmakta birleşmeye zorlanır.

      YÖK direkt kaldırılmalı ve Üniversite Rektörleri akademisyenler tarafından seçilmeli ki CHP şu an zaten bunu öneriyor.

    7. buenonocheseniorgato on

      En az 5 sene şu ankinden de yetkili bir cb yönetip devlette kadrolaşan vatan hainlerini temizlemeli. Hemen parlementer sisteme geçilirse bunlar asla temizlenemez ve 90’ların sonunda olduğu gibi iktidar olmadıkları dönemde güçlenip daha da güçlü geri gelirler.

    8. DamnToTheCensorship on

      Sembolik iyidir.Bir de cumhurbaşkanının rektör ataması tuhaf bir durum. Başbakana da iki kez seçilme sınırı konursa güzel olur hatta bu sınır cumhurbaşkanlığı ile ortak olursa daha iyi olur.

      HSYK AYM vs kendi içinde seçimleri olan bağımsız bir yapı olsa daha iyi olur.

      Bir 5 yılda bir kez yüzde 10’luk imza toplayarak meclisi geri çağırma referandumu
      (bir nevi halk tabanlı güvensizlik referandumu) yapılarak siyaseti daha da halkla bütünleşse güzel olur. Aynı tür bir referandum belediyelerde de uygulanabilir aslında. Böylece millet ve siyasetçi arasındaki ilişkiler daha sağlam bir yere oturur seçmene sadece 5 yılda bir oy kullanma değil verdiği oyu denetleme gerekirse referandumla yapılacak erken seçimle değiştirme imkanı tanınır.

    9. EfendiAdam-iki on

      Tayyip günde kaç imza atıyor kaçını okuyor tahminen? İnsanın limitleri var, yetkileri tek kişide toplamanın manası okunmadan atılan imza sayısının artmasıdır. İşi yetkiyi dağıtmak lazım. Yoksa Ankara’ya gelen drone gibi Hatay depremindeki gibi ya doğru kararlar bile geç alınır, yada dümdüz yanlış kararlar alınır.

      Eskiden CB yetkisiz değildi, devletin teminatıydı veto yetkisiyle. Oraya dönüp ordan karar vermek lazım nasıl geliştirilebileceğine.

    10. UnhappyBreadfruit607 on

      Bence biraz daha İsviçre sistemine benzer olmalı
      1 Parlementer sisteme dönüş
      2 Genel başkan gücünü kısma ve Parti üyelerine daha fazla güç verme
      3 Merkezi hükumetin gücünü azaltıp yerel yönetimlerin gücünü artırılması(Mesela metro yaparken yada kredisini çekerken bütçe yapılandırması varsa boşu boşuna merkezi hükümetin kapısında beklemesine gerek kalmaması eğer merkezi hükümet durdurmak istiyorsa bu ancak ÇED raporu uygun olmaması vb gibi nedenlerle ile anca durdurabilmeli ondansonra düzeltmeler olursa devam etmeli)
      4 bazı konularda belediye meclisi ve tbmm meclisinden alıp referandum yoluyla yapma (mesela bütçe belediye meclisi veya TBMM yerine yerel ve genel referandumlarla belirlenmesi)
      5 Hakimler ve savcılar her 5 yılda bir referandumlarla başarılı veya başarısız kabul edilmesi başarılı olanlar daha üst seviye göreve gelmesi başarısız olanlar daha alt seviye göreve inmesi belirli seviye altında pozitif oy alanların görevden uzaklaştırıp soruşturulması ve hatta görevine son verilmesi

    11. Önceki sistemde de zaten ‚bilge yaşlı‘ gibi bir makamdı cumhurbaşkanlığı. Kesinlikle bir nötr güç¹ olmalı tepede. Etik yetmezliğinden ölüyoruz bu ülkede. AKP’liler, iyi niyete bırakılan her şeyi ahlaksızca kullandı ve kullanıyor.

      Bu konular tartışılırken bir yasanın ya da kuralın neden varolduğunun da konuşulması lazım bence. Türk insanı, maalesef kural sevmeyen² bir halk. Dümdüz kanun, kural konuşulduğunda insanlar bunu önemsemiyor. Recep Erdoğan, üçüncü kez cumhurbaşkanı oldu ve bu süreçte herkes „Anayasaya aykırı“ falan dedi. Bu insanlar için kanun kuralın önemi yok, „Allah’ın kelâmı mı sanki“ deyip geçiyorlar. Hoş, Tanrı kelâmı³ olduğunu iddia ettikleri şeyleri de umursamıyorlar ama neyse. İnsanlara, bu anayasa maddesinin neden olduğu anlatılmadı. Bu yasa, „Ama biraz kardeş de oynasın,“ diye yok, kimse ülke yönetimine kök salıp şu an olduğu gibi hukuku çiğneyemesin, kızını-oğlunu kendinden sonra hükümdar diye bırakmaya çalışamasın diye var. Bir yasağın uygulanması, sırf yasak olduğu için değil, altındaki geçerli sebepten ötürü olmalı.

      AKP’de olan iyi niyet noksanlığı maalesef genele yaygın. Bunun çok basit bir örneğini, yaşadığım yerdeki kırmızı ışıkta görüyorum. Yayalar için yeşil yanan bir caddede, araçlar için kırmızı ışık yok, dönüş yapıp caddeye bağlanan araçlar için bir kırmızı ışık var ve ışığın üstünde „Dönerken yayaların geçmesine izin ver“ gibi bir tabela var; hiç kimse sallamıyor, kendilerine yeşil yandığı için basıp geçiyorlar. Dönen araçlara yeşil ışıkla ana caddede yayalara yeşil ışık aynı anda yanıyor. Geçmek için en güvenli zaman, kural çiğneyerek, yayalara kırmızı yandığı, ana caddede geride araçlara kırmızı yandığı ve dönen araçlara hâlâ yeşilin yanmadığı dar bir aralık.

      1: Mesela bu nötr güç eksikliğini şu anki kolluk operasyonlarında görüyoruz. AKP elindeki jandarma, MHP yemlilerine operasyon yapıyor, normalde polisin yapması gerekir, fakat polis MHP’nin elinde. AKP’li jandarma da kendi yemlilerine dokunmuyor. Buna bir son verecek nötr bir güç şu an yok, A’dan Z’ye bütün kurumlar taraflı.

      2: Bunu anlamıyorum ve kendimce, kentlileşme sürecinin sancılarını çektiğimizi tahmin ediyorum. Medeniyetin doğduğu topraklarda kentlileşmenin hâlâ yeni bir şey olması da üzücü derecede komik. Kuralsız bir bencillik ve bireycilik var. Bencillik kendince sorun değil, toplum bilinci ile bencil olmak yine mümkün, ama maalesef habis bir bencillik var bu ülke insanında, kendi durumunu iyileştirirken diğer herkesin durumunu kötüleştirmek ister bir davranış kalıbı var.

      3: Sizin tanrınızın olduğunu iddia ettiğiniz sözler, onun gerçek olmadığını düşünen insanları bağlamaz. Herkesi bağlaması için yine nötr kurallara ihtiyacımız var. Mitolojiyle gerçek hayat yönetilmez, gerçek hayat gerçek çözümler gerektirir.

      Nihai olarak, sanırım bu kadar habis bir halk için en iyi fikir gücü dağıtmak ki kimse kendi başına bütün gücü kendi elinde toplayamasın. AKP’nin tezi olan „Parlamenter sistem çok yavaş, biz hızlıca her şeyi çözeceğiz“ iddiası başından beri yanlıştı. Bazı şeylerin yavaş olması gerekir.

    12. Steril-Agent on

      Zayıf post! Biz açsak anında silinirdi. 

      Amacınız başkanlık sisteminde CB güçlüdür demek ve Akp lehine kamuoyun oluşturmaksa bu soru görevini yerine getiriyor 

      Eğer cidden parlamenter sistem ile başkanlık sistemini karşılaştıracaksanız cb’nin uygulayıcı değil denetleme görevi gördüğünü bilirdiniz!

      Öncelikle soruyu kimse tartışmıyor!

    13. Repulsive_Work_226 on

      Madem deniyoruz Fransa yari başkanlık sistemi geçiş için olabilir. Yeni hem Başbakan hem de yetkisi daha az da olsa güçlü Cumhurbaşkanı. Çünkü bu tahribatı sadece Meclisin düzeltmesi zor duruyor. 5 10 sene bir yarı başkanlık ile hızlı karar düzenlemeler yapılıp parlementer sisteme dönülebilir.

    14. ekremisttuborg on

      Parlementer sisteme hemen dönülmemeli. Önce çoğu yerde temizlik yapılmalı. Bu sistem 1-2 dönem daha devam ederse Cumhurbaşkanı kalıbına en uyan kişi Ekrem İmamoğludur. Dinamik ve hırslı birisi.

    15. Prediabetik on

      Tek bir kişi hiçbir zaman ülkenin başı bile olsa önemli kişileri atayamamalı. Her zaman grup şeklinde atanacak ve grup sayısı da tek sayı olacak.

    Leave A Reply